Rss Feed
    insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
    insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
  1. Birliktelik ve Yalnızlık

    5 Temmuz 2008 Cumartesi


    Bir başınayken… Dertliyken… Mutsuzken… Kederliyken… Ağlıyorken… Yani yalnızken ne anlamı vardır ki hayatın! Geceye kanat açmanın, yarasaların çığlıklarına içinde kopan fırtınalarla eşlik etmenin, Halil İbrahim sofrasında tek kaşık sallayan olmanın ne önemi vardır ki! İnsan her daim bir arayış içerisindedir. Hayatını anlamlandıracak, aynanın karşısına dikildiğinde gözbebeklerinde görebileceği birini bulmanın tatlı telaşı içerisindedir.

    Eşyanın tabiatına aykırıdır yalnızlık. Allah(c.c.) her mahlûkatı çift yaratmış. İlk insan Hz. Âdem efendimizin yanına da Hz. Havva annemizi koymuş. Hikâyeleri herkesin malumu… Yıllar boyu Allah(c.c.)’ın kendilerini affetmelerini beklemişler. Kavuşmak için, bir olmak için, peki ama insanın bu ezelden gelen arayışının sebebi nedir? Bazısı yoldaş arar kendine seyyah olmak için, bazısı dost arar kendine sırdaş olmak için, bazısı da can¹ arar kendine canan² olmak için.

    Divaneler gibi arıyorken –her ne sebepten olursa olsun- bulduğunu zanneder âdemoğlu. Hâlbuki yanılıyordur, o bir seraptır. Unutmuştur çölde seyahat ettiğini akıllanmamışçasına. Tam karşısındayken, gözlerini dikmiş gözlerine bakarken, olan oluverir. Süre dolar, zil çalar. Uçsuz bucaksız çayırlar ve insanın yüzünü okşayan meltem ve tabii ki onun yüzü yerini bir anda çöldeki kum fırtınasına bırakır. Yine başını ellerinin arasına almıştır divane. Hayatımızdan bir kesittir bu ibretlik hem de! Ama gelin görün ki, hiç kimse önündeki onlarca hikâyeye aldırış etmeksizin bu hatayı tatbik etmekten kendini alamaz.

    Serde yalnızlık varsa, çok da zorlamamak gerek kapıları. Düşünmek en iyisidir her zaman. Sıralamıştık ya yukarıda yalnızken ne tat alınır türlü işlerden diye. Bir de birlikteyken alınan tatlardan bahsetmek gerekir. Vapurun kenarında otururken rüzgâra karşı bin bir takla ile şekilden şekle giren martılara simit atmanın, nargilenin dumanının en harlı çıktığı dilimleri paylaşmanın, başını omzuna koyup göz çukurlarını taşıncaya kadar ıslatmanın, tüm dünyaya sırt çevirip umursamaz bir tavır takınmanın ve onla olan her zaman diliminin keyfi kıyas kabul etmez, yeryüzündeki hiçbir şeyle. İşte birlikte olmanın yalnız olmaktan farkı budur.

    Gülümsüyorsak hayata en acımasız kararlarına rağmen her gün, simit satan amcaya aynı tebessümle “Merhaba” diyebiliyorsak her sabah, karşı komşumuza kandil simidi ikram edebiliyorsak eskisi gibi, sınavlarda aynı heyecanla kopya çekebiliyorsak, farklılıkları zenginlik kabul edebiliyorsak eğer ve doğruyu savunabiliyorsak etrafımızdaki tüm yanlışlara rağmen işte o zaman “bir” olmuşuzdur. Birlik ve beraberliğimizi hiç kaybetmememiz temennisi ile…


    Arapçada "cnn" kökünden gelen kelimeler bir şekilde saklamak manasını içerir. Buna göre;
    ¹can - tende saklı olan
    ²canan - canda saklanan

  2. Geceye inat insanlar

    19 Nisan 2007 Perşembe


    Geceye inat insanlar vardır yeryüzünde. Gündüzlerin aksine geceleri çıkarlar sahneye ve şovlarını sergilerler. Gündüzün aydınlığını depolarlar gün boyu ve geceye taşırlar aydınlığı. Sevmek üstüne kuruludur gece fenerlerinin ışığı. Saatleri şafak sökene kadar işler ve sonra durur ta ki akşam gün batıncaya dek. Sevgilerini sadece gündüz yaşayanlardan değildir onlar. Onlar için sevmek paha biçilemez bir cevherdir. Gecelerin gece fenerleri hiçbir zaman nöbetlerini aksatmazlar. Sayıları çokçadır; ama buna rağmen hiçbiri ışıklarını yanlış noktaya yansıtmazlar. Hepsi de farkındadırlar yaptıkları işin. Sevgilerini ışık huzmelerine döndürüp yollarlar. Alıcıya ulaşana dek de gözlerini kırpmadan takip ederler ışığı. Kalplerindeki sevgi aslında bu hale getirmiştir onları. Geceye inat severler onlar, geceye inat aydınlatırlar ışığa muhtaç olanı. Sevmek onlar için en yüksek voltajdır; çünkü bilincindedirler yaptıkları işin. Sevmek oyun oynamaya benzemez, hele hele evcilik oynamaya hiç benzemez. Bıkmadan usanmadan, ara vermeden, küheylanlar gibi çatlarcasına, yorulmak nedir bilmeden, ışık yaymalısınız etrafınıza. Bekleyen çokça kişiden sadece birine vermelisiniz ama ışığı, sadece birine odaklanmalısınız, ışığınızı birden fazla kişiye vermeye çalışırsanız belli geceler sonunda ışık yayacak kimseyi bulamazsınız etrafınızda. Bir başınıza kalırsınız, işin kötüsü verecek ışığınızda kalmamıştır zaten. Siz sözünüzü tutmamışsınızdır, ışığı bekleyene. Işığı size verende onu sizden söküp almıştır bir ömür boyu; hak etmediğinizi anlamıştır çünkü.
    Geceye inat insanlar vardır yeryüzünde; işlerini çok iyi yaparlar. Yaydıkları ışık tüm dünyayı aydınlatır aslında gece boyunca. Bu aydınlığı ise sadece ışığı görebileceğine inananlar görebilirler. Işığı gördüğünü söyleyen yalancılarda vardır yahut ışık yayabildiğini söyleyen! Eğer sizde ışık yayanlardansanız ya da ışığı görenlerdenseniz lütfen bu sırrı herkesle paylaşmayın. Işığınız daim olsun…